Arda, şehrin dışında yer alan büyük fabrikanın eğitim programına yeni kabul edilmişti. Mühendislik öğrencisiydi ama derslerde öğrendiklerinin, fabrikanın gerçek temposuyla nasıl birleşeceğini henüz bilmiyordu.
İlk gün, fabrika turunu bitirdikten sonra ustalarının en deneyimlisi olan Mehmet Usta, Arda’yı kenara çekti.
— “Sana bir şey göstereceğim” dedi.
Mehmet Usta onu bakım atölyesindeki küçük bir odaya götürdü. Odanın duvarında, sararmış bir kâğıt çerçeve içinde asılı duruyordu. Usta çerçeveyi işaret etti:
— “Bu metni her yeni gelen okur. Sonra da düşünür.”
Arda yaklaşıp metnin ilk satırını okudu:
““Bir fabrikanın temel amacı üretim yapmaktır ancak burada kastedilen çok üretim yapmak değildir.”
Arda içinden “Ne kadar tanıdık bir cümle…” diye geçirdi. Üniversitede hocaları aynı şeyi söylerdi ama burada, makine sesleri arasında daha gerçek geliyordu.
Mehmet Usta devam etti:
— “Bu fabrikada zaman zaman çok üretmeye çalıştık. Ama sonra gördük ki işler öyle yürümüyor. Fazla mesai yaptık, uzun vardiyalar denedik. Ama…”
Arda metnin bir kısmına tekrar göz attı:
“Fazla mesai kısa vadede üretimi artırır gibi görünse de… yorgunluk iş kazalarını artırabilir.”
Bu cümleyi okurken, kapıda duran tecrübeli işçilerin yüzlerini düşündü. Onların yorgun bakışlarının ardında yazılı olmayan bir hikâye vardı belki de.
Usta sandalyesine oturup Arda’ya döndü:
— “Makineyi zorlarsan bozulur. İnsanı zorlarsan kırılır. Bu işin kuralı hep aynı.”
Arda kafasını salladı ama zihni hâlâ o sararmış kağıttaydı.
Alt satıra geçti:
“Bir araba sürekli yüksek hızda kullanılırsa çabuk yıpranır.”
Bu kez kendi hayatını düşündü. Sürekli koşuyordu: dersler, stajlar, projeler… Zaman zaman nefesi kesiliyor, ama yine de hızlanması gerektiğini sanıyordu.
Mehmet Usta ayağa kalktı ve atölyenin kapısını açtı:
— “Çalışmak elbette önemlidir evlat. Ama şunu asla unutma:
Dengesini kaybeden herkes, önce kendine zarar verir.”
Arda, metnin son satırına göz gezdirdi:
“Gerçek başarı optimum noktayı bulabilmektir.”
O an farketti ki, metin sadece fabrikaya değil, kendisine de ayna tutuyordu.
Fabrika koridorundan çıkarken Arda kendi kendine fısıldadı:
— “Optimum… En verimli sonuç...”
— “Belki de benim hayatımda da eksik olan tam olarak buydu.”
O günden sonra Arda, ne çalışma temposuna ne de kendine eskisi gibi yaklaşmadı.
Çünkü artık biliyordu:
Üretim de hayat da, dengesi bozulduğunda ses çıkarır. Ama çoğu kişi o sesi duymayı bilmez.
Arda duymuştu.
===
Deneyimsel Tasarım Öğretisi geçmiş deneyimlerle yarını şekillendiren bir gerçeklik ilmidir. Bireylerin problemlerini çözmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları yöntemleri öğretir.
“Kim Kimdir”, “İlişkide Ustalık”, “Başarı Psikolojisi” programlarıyla mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara stratejiler sunar.
===
“Milyarlarca insan içinde, “Bir” kişinin ne önemi olabilir ki?
Bunun cevabını o “Bir” kişiye sorun!”
Yahya Hamurcu

2 Yorumlar
Hayatın içinde gerçekler insana mutlaka gösteriliyor eğer görmeyi bilirsek...
YanıtlaSilEmeğinize sağlık 🌺
Arda işaretleri almayı başarmış 👏 Hayat bize her an mesajlar verir okumasını bilirsek. Okuduğumuzun kanıtı ise davranış değişikliğidir :)
YanıtlaSil