Betül kendini bildi bileli kaymağı sevmezdi. Küçükken kahvaltı sofrasında olurdu, annesi de yemesi için ısrar ederdi ama o her seferinde burun kıvırırdı, yemek istemediğini söylerdi.
Aradan yıllar geçmiş, evlenmiş, çocukları olmuştu. Tıpkı annesinin yıllar önce yaptığı gibi her sabah kahvaltı sofrasına kaymak koyuyordu. Kızı o kaymağı yerken “Anne, sen niye yemiyorsun?” diye sorduğunda verecek cevabı yoktu. ‘’Pek sevmiyorum’’ diyordu ama bir yandan da bunun nedeninin üzerinde düşünüyordu. Sahi ya, kaymağı niye sevmiyordu ki?
Bir gün arkadaşı kendisini kahvaltıya davet etti. Hazırladığı tabaklar çok hoşuna gitti; göz göz, tıpkı lokantalardaki gibi diye düşünmüştü. Yiyecekler birbirine karışmıyordu ve tatlı olarak da bal yanında kaymak vardı. İtiraz etmek istese de arkadaşının hevesini kırmak istemedi.
Oradan, buradan sohbet ederken bir baktı ki bal ile beraber kaymağı da yemiş. Bu duruma çok şaşırmıştı ama bir yandan da ‘’Çok da kötü değilmiş, balın yanında iyi gidiyormuş’’ diye düşündü.
‘’Bir sorun mu var?’’ dercesine yüzüne bakan arkadaşına konuyu anlatmaya başladı. ‘’Yeşim, aslında bu zamana kadar ben ağzıma hiç kaymak sürmedim. Şimdi senle konuşurken balın yanında yediğimi fark ettim. Hayatta ağzıma sürmem dediğim bir şeyi yiyebilmiş olmak bir garip geldi ama bir yandan da rahatlama hissettim. O yüzden bu şaşkınlığım.’’
‘’Ay Betül ben de diyorum ne oldu acaba? Biliyor musun bende de vardı öyle bir şey. Şeftaliye tüylerinden dolayı dokunamıyordum. Hayatta dokunamam diye düşünüyordum. Sonra ne oldu dersin? Bizim oğlan deli gibi şeftali istemeye başladı. Çocuğumun en sevdiği meyve, ne yapayım mecbur, başta içim ürpere ürpere dokundum, yıkadım, soydum. Baktım yavaş yavaş o ‘’Hayatta yapamam’’ dediğim halden sıyrılmaya başladım. Sonra daha da üstüne gittim. Sonunda kurtuldum, çok şükür. Sana da tavsiyem üstüne gitmen şeklinde olur. Zaten insan zihni senaryoyu gerçekte yaşayacağından daha acı göstermiyor mu?’’
‘’Nasıl yani bunu çok anlayamadım?’’
‘’Şöyle ki: İnsan bazen bir yeri kesildiğinde, kesilen yerin acısını orayı görünce hissetmeye başlıyor. Görene kadar farkında bile değildi. Vurulanlarda da oluyor ya, vurulmuşsun diyorsun kanı görünce bayılıyor. Bir yerinin kesildiğini gördüğünde zihninde bununla ilgili bütün bilgiler çağrışıyor ve hepsini sen yaşayacakmışsın gibi düşünüyorsun. ‘’Kan kaybından ölebilirim, kesin kemiğe kadar dayandı, ya kolumu kesmeleri gerekirse’’ gibi bir sürü düşünce üşüşüyor. Olandan çok daha fazlasıymış gibi zannediyorsun. Aynı şey hazla ilgili durumlarda da öyle aslında. Hani bazen gelmesini çok istediğin günler olur. Bir yere gideceksindir ya da sevdiğin birini göreceksindir. Yaşadığında hayalindeki kadar lezzet almadığını fark edersin. Zihninde o anı saf mutluluk gibi tasarlarsın. Oysa gerçekte mutlaka bir pürüz çıkar. Hayalindeki kadar mutlu olamazsın. Çünkü insan çoğu zaman acıyı da hazzı da zihninde olduğundan daha fazla yaşıyor.’’
‘’Yani benim kaymak yediğimde yaşayacağımı düşündüğüm his ya da senin şeftaliye dokunduğunda yaşayacağını düşündüğün his gerçekte olacak olandan daha fazla!’’
‘’Aynen öyle. Bu bilgiyi okuduğum günden beri bu tarz hayatta yapamam diye düşündüğüm durumların üzerine gidiyorum.’’
Bu konuşmanın ona yepyeni kapılar açacağından habersizdi. Eve dönerken acaba başka neleri ‘’Hayatta yapamam’’ diye düşünüp kendimi kısıtlıyorum diye düşünmeden edemedi. Aklına baklayı hiç sevmediği geldi. Sevmediği için çocuklarına da hiç pişirmiyordu. Eve giderken bakla alayım da pişireyim diye geçirdi içinden. ‘’Belki hayatımda yapamadığım bir şeyi daha yapabilir hale gelirim, kim bilir…’’
‘’Akşam yemeğinde ne var, ne pişirdin bugün’’ diye sormuştu eşi, bakla deyince yüzü aydınlanmıştı. Herkesin tabağına baklayı koyduğunda kendisi de bir çatal aldı ağzına, tadını sevmese de hayal ettiği kadar kötü olmadığını fark etti. ‘’Aaa, tadı o kadar da kötü değilmiş, biraz limon sıksam daha da güzel olur’’ diye düşünürken gülümsüyordu.
Kendini iyi hissediyordu, sanki çok önemli işler başarmış gibiydi. İnsan garip bir canlıydı. Yapamam dediği, kendine engel koyduğu başka neler vardı diye düşündü. Başka hangi konularda hayatta yapamam diye kendini eliyordu acaba? Hangi meselelerde zihni ona olduğundan daha fazlasını yaşayacağına inandırmıştı?
Bugün yepyeni bir yola girmişti. Bir kaymak yemek nelere kadirmiş meğerse…
===
Deneyimsel Tasarım Öğretisi geçmiş deneyimlerle yarını şekillendiren bir gerçeklik ilmidir. Bireylerin problemlerini çözmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları yöntemleri öğretir.
“Kim Kimdir”, “İlişkide Ustalık”, “Başarı Psikolojisi” programlarıyla mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara stratejiler sunar.
===
“Milyarlarca insan içinde, “bir” kişinin ne önemi olabilir ki?


4 Yorumlar
İnsanın en büyük engelinin kendisi olması ne garip. Farkedip değiştirebildiğinde ne büyük konfor. Farketmene rağmen değiştirememek ne büyük direnç…
YanıtlaSil☺️
YanıtlaSilİnsan zihni, hazzı da acıyı da olduğundan fazla gösteriyor
YanıtlaSilİnsan kendini zihniyle sınırlıyor, oysa ki yapabileceklerimiz o kadar çok ki...
YanıtlaSil