Nihan arkadaşlarının olduğu masaya doğru yürümeye başladı. Uzun zamandır buluşup sohbet edecek vakit bulamıyorlardı. Bu öğlen molasını arkadaşları ile değerlendirmek istemişti. Tatlı bir heyecanla masaya doğru ilerlerken Bahar’ı görünce büyük hayal kırıklığı yaşadı. Ayakları ve düşünceleri geri geri sarmaya başlamıştı bile.
Niye masada kimlerin olacağını sormadım ki, diyerek kendine kızıyordu. Öğlen arası değişiklik olur, hava alırım diye düşünmüştü. Şimdi kendisini duvara toslamış gibi hissediyordu.
Ofiste ben ben ben çığlıkları…
Kafede Bahar’ın ben ben çığlıkları…
İnsan böyle kişilerle vakit geçireceğine yalnız kalsa daha iyi olurdu. En son görüşmelerinde Bahar’ın saçlarının rengini ve en son gittiği kuaförün saçını yanlış kesmesini konuşmuşlardı. Konuyu güç bela değiştirdiğinde sazı yine Bahar eline almıştı. Bahar’ın gittiği pilates salonu, pilates hocası hakkında konu açılmıştı. Bahar'a göre spor ve beslenme olmazsa sağlıklı olmak imkansızdı.
Nihan konuyu bireysel olmaktan çıkarıp sosyal meselelere getirince artık bir konu açılır diye düşünmüştü. Konu soykırım ve Gazze’de yaşananlar, çocuk ölümlerine gelince… Bahar’ın tepkisi şimşek hızındaydı. Bu konular insanların ve kendisinin moralini bozuyordu, onu mutsuz ediyordu. Konuyu hiç açmadan kapatmak daha iyiydi.
Bahar, tanımadığı insanlar için üzülmek istemiyordu. Sanki tanıdığı insanlar için üzülmeyi biliyormuş gibi. Nihan yemek mi yemişti yoksa midesine yumruk mu yemişti anlayamamıştı.
Bahar’ın tüm eşyaları marka olmak zorundaydı. Yeni aldığı marka çantasını masanın üzerine koymuştu. Herkes onun aldığı çantayı, kullandığı parfümü, güneş gözlüğünü alamazdı. Herkes onun hakkında konuşmalıydı, gittiği yerde sahnenin ışıkları onu göstermeliydi.
Nihan geçmişle hesaplaşmayı bitiremeden masaya yavaşça oturdu. Gönülsüzce kısa bir selamlaşma faslı geçti. Bir insanın neden sürekli ben ben ben dediğini düşündü.
Ben diyen insanlara, etrafındaki diğer insanların bu duruma nasıl katlandığını anlamaya çalıştı. Aslında dünyanın en yalnız insanlarıydılar ve etrafındaki insanlar dişlerini sıkarak bu kişilerin yanında duruyordu. Çıkarları bittiği anda da terk ediyorlardı.
Bahar'ın anlık çıkarlarına odaklandığını ve toplamdaki çıkarlarını kaybettiğini fark etti. Evet ilk etapta kârlı gibi görünüyordu sürekli ben demek. Ama uzun vadede insana kaybettiriyordu.
Akşam eve gittiğinde bile zihnindeki sorulara cevap arıyordu Nihan. Tam o sırada kapı çaldı ve elinde sıcacık çorbasıyla Ayşe Teyze karşısındaydı. Yüreğine bir ferahlık, yüzüne tebessüm geldi Nihan’ın. Bencilikten uzak yaşayan insanlara bakmak yerine niye Bahar’a odaklanmıştı ki zihni? Günün sonunda aklındaki sorular da cevap bulmaya başlamıştı.
Kendinden başka herkesi dert edinirdi Ayşe Teyze. Apartmana birisi taşındığında kapıyı ilk çalan o olurdu. Akşam olmadan tencereye yemekleri koyar uzatırdı. Yeni doğum yapana lohusa şerbeti, hasta olana kelle paça çorbası yapardı. Onun şerbetinin de çorbasının da tadı başka olurdu. Aslında kendisi de emekli maaşıyla kıt kanaat geçiniyordu. Ama yüzünden tebessümü, dilinden şükrü hiç eksik olmazdı. Kendisine değil karşısındaki insana odaklanırdı. Onun ihtiyaçlarını gidermeye çalışırdı.
Peki bu hayatta sürekli olarak ben diyen insanların yanında sen diyenler, hatta o diyebilenler var mıydı? Neden olmasın? Derken eline telefonu alıp isimleri aramaya başlamıştı bile…
===
Deneyimsel Tasarım Öğretisi geçmiş deneyimlerle yarını şekillendiren bir gerçeklik ilmidir. Bireylerin problemlerini çözmeleri ve hedeflerine ulaşabilmeleri için ihtiyaç duydukları yöntemleri öğretir.
“Kim Kimdir”, “İlişkide Ustalık”, “Başarı Psikolojisi” programlarıyla mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara stratejiler sunar.
===
“Milyarlarca insan içinde, “bir” kişinin ne önemi olabilir ki?
Bunun cevabını o “bir” kişiye sorun!”
Yahya Hamurcu


3 Yorumlar
"Anlık çıkarlarına odaklandığını ve toplamdaki çıkarlarını kaybettiğini fark etti" Ellerinize sağlık🌸
YanıtlaSilİnsanın etrafında sen diyen insanların olması kalbe huzur veriyor. Peki kendisi bu insanlardan olursa nasıl olur?
YanıtlaSilBEN DEĞİL SEN DİYENLER KAZANIR...
YanıtlaSil