KEŞFET, CİLALA, PARLAT 

Selim, kırmızı uzaktan kumandalı arabasını çok seviyordu. Uzaktan kumandalı aracı kullanmaktan ise arabasının içindeki mekanizma onun ilgisini daha çok çekiyordu. Arabasının kabloları kurcalıyor, söküp tekrar takıyor, saatlerce arabasıyla oynayabilirdi.

Selim ilkokul ikinci sınıfı yeni bir okulda başlayacaktı. İlkokul birinci sınıfı, çok zor geçmişti. Konuşmayı çok sevmeyen bir çocuktu, duygusaldı.

Bir gün arabasını gizlice okula getirdi. Onunla teneffüste oynarken arkadaşlarından biri, arabasının aynasını kopardı. Selim çok üzülmüştü ve arkadaşı ile kavga ettiler. Öğretmeni olayı görünce onları ayırdı ve Selim’e bağırdı.

Selim çok korkmuştu. Zaten içe kapanık bir çocuktu, bu olaydan sonra hepten içine kapandı. Kekemelik başladı. Kelimeleri çıkarmakta zorlanıyordu. Zaten konuşmayı sevmeyen Selim, şimdi ağzını bıçak açmıyor, konuşmak istemiyordu.

Okuma yazmada öğrenememişti. Öğrenmeye de kendini kapamıştı. Öğrenme zorluğu da yaşıyordu. Annesi ve babası onu ülkenin üniversite hastanelerinden birinin çocuk psikiyatristine götürdü. Doktor Şükran Hanım onunla özel ilgilenmeye başladı. Ancak terapiler pek işe yaramıyordu.

İkinci sınıfta Dr. Şükran hanımın önerisiyle okulunu değiştirdiler.

Yeni okulunun ilk gününde çok heyecanlıydı. Ürkek bakışlarıyla etrafına bakıyordu.

Suzan öğretmen sınıfına gelen Selim'in durumunu öğrenince, hemen sınıfındaki öğrencilerle konuştu. Selim'i aralarına almalarını ona kol kanat germeleri gerektiğini anlattı.

Çocuklar zamanla onu bağırlarına bastılar. Ona doğum günleri düzenlediler. Konuştuğunda onu düzeltmeden,  sabırla dinlediler. Suzan öğretmen de ona gönüllü özel dersler verdi. Selim okuma yazmayı öğrendi. Yavaş yavaş konuşması da düzelmeye başladı.

Günler böyle ilerlerken, Suzan Öğretmenin bir gün telefonu çaldı.  Arayan çocuk psikiyatrisi Prof. Dr. Şükran hanımdı.  Suzan öğretmene, “eğitilebilir öğretilemez tanısı” olan bir çocuğa nasıl okuma yazma öğrettiğini sormuştu öğretmenin azimle bu süreci yönetmesini ve başarısını kutladı. 

Suzan öğretmen, Selim’in diğer öğrencilerin seviyesine gelmesi için onunla ilgilemeyi sürdürdü. Yaz tatillerinde dahi ona özel dersler verdi. Ortaokul sürecine gelindiğinde Selim diğer arkadaşlarının seviyesine yetişmişti bile. 

Liseyi endüstri meslek lisesinde bitirdi. Orada motor bölümünü okudu.  Sonra üniversiteyi kazandı. Otomotiv mühendisliğini bitirdi. Meslek sahibi oldu. İşini hayatını kurdu.

Selim’in çocukluktan gelen araba ve elektronik eşyalarla uğraşma merakı sebebiyle, dedesi Selim’e hurda bir araba aldı. Yıllarca o hurda arabayı söktü yaptı.  Arabaya modifiye eklemelerde bulundu. Hatta çalıştırmayı başardı. İmkansız denileni  başardı.

Bunu başaramaz zannetmiyorum dedikleri zayıf noktasını güçlendirdi

Bazen, İnsanın kendini zor ifade ettiği veya ifade ederken zorlandığı alanlar vardır. Bunlar bizim dirençlerimizdir.,

Dirençlerimizi kırdığımızda hayatımızda seviye atlarız. Bu seviyeyi atladıktan sonra eskiden yaparken zorlandığımız konularda artık zorlanmadığımızı fark ederiz.

Bunları geliştirdikçe güçlenir insan. TV, tablet, bilgisayar oyunları bu alanları fark etmemize engel olur. O alanları keşfetmezsek tozlanır. 

Yeteneklerimizin farkına dahi varamayız. Tozları ortandan kaldırdığımızda, parlattığımızda hayatımızda çok şey değişebilir...

Sen sadece kendini keşfet cilala parlat. Gerisinin akıp gittiğini göreceksin.


https://deneyimseltasarimogretisi.com/





Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerden yola çıkarak, geleceğimizi tasarlamaya yönelik stratejiler öğreten bir ilimdir.

İnsanın daha mutlu, daha başarılı, daha iyi ilişkilerinin olması için yöntemler sunar.

 "Kim Kimdir",

 "İlişkilerde Ustalık"

 "Başarı Psikolojisi" Programları ile bu amaca ulaşmayı sağlar.


                                     İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri,

                                     En büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi:

                                     Aynadaki kişi

                                     Tek başına neler yapabileceğini keşfet  [Yahya Hamurcu]